Kitap Tanıtımı - 001

Kitap Tanıtımı Serisi

İdilcan71 gönderdi:

Babalar ve Çocuklar- TURGENYEV

Gerçekçilik akımının en iyi temsilcilerinden olan Rus yazar İvan Sergeyeviç Turgenyev romanlarının konularını güncel ve sosyal olaylardan alır. Onun en ünlü ve dikkate değer romanı olan “ Babalar ve Çocuklar” da 1850 yıllarında iki nesil arasındaki çekişmeyi daha doğrusu gericiliği temsil eden liberal soylularla ilericiliği temsil eden demokrat aydınlar arasındaki görüş ayrılığını ve mücadeleyi göstermek için yazılmıştır.

Okunmaya değer bir kitap..

Okuduğum ve hafızamda yer etmiş kitapları tanıtmaya devam edeceğim.. Umarım siz de bizimle paylaşırsınız


SEFİLLER

Jean Valjean’ın yaptığı hırsızlık, bir bedeli ödeyişinin başlangıcı olur. Hayatını kurtardığı Cosetteyle birlikte yıllar boyunca yaşam mücadelesi verir. Herşeyin yolunda gittiği anlarda bile her an bir kaçış hazır beklemektedir onları.

Victor Hugo bu romanında sadece Jean Valjean ve Cosette’nin hayatını değil, mekanlardan ve kişilerden yola çıkarak tüm siyasi, sosyal ve tarihi olaylar zincirini de bize yaşatacak kadar detaylara girmiş, onların hayatıyla birlikte pek çok savaşı, iç hesaplaşmayı onların yaşadığı dönemde yaşanan olayları da yaşama fırsatı vermiştir. Bir bakıyorsunuz kahramanın bulunduğu bir alanda savaşın, bir bakıyorsunuz sokak kavgasının içindesiniz ve bir de bakıyorsunuz ki yeraltında kanalın içinde farelerle boğuşarak birilerinden kaçıyorsunuz.

Soluk almadan okunabilecek ve mutlaka okuması gereken gerçek bir klasik.

Victor Hugo’nun bu kitabı da mutlaka okunmalı:

BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ


ezgi gönderdi:

Anne Frank’ın Hatıra Defteri
Çeviri : Can YÜCEL

Burada tavsiye edilebilecek bir çok kitap var aslında ama, birkaç gün önce izlediğim “Piyanist” filminin etkisiyle, ve de çok fazla bilinmediğini düşündüğüm için bu kitaptan, yani “Anne Frank’ın Hatıra Defteri’nden bahsetmek istedim.

1938 yılında Almanların Polonya!yı işgaliyle başlayan 2. Dünya savaşı yıllarında Nazilerin etnik soykırımı politikası sonucunda 6 milyon Yahudi hayatını kaybetti. Bir Yahudi olan Anne Frank ve ailesi, başka bir Yahudi aileyle birlikte Nazi zulmünden, Hitler’in bu insanlık dışı politikasını desteklemeyen olmayan dostları sayesinde 2 yıl kaçabildiler. Savaşın bütün şiddetiyle devam ettiği 1942 yılından, Gestapo tarafından yakalanıp toplama kamplarına götürüldükleri 1944 yılına dek Anne’nin babasının çalıştığı mağazanın bilinmeyen yada unutulan bir depo kısmında yaşadılar.

Anne kendisine doğum günüde hediye edilen deftere Kitty adını verir. “Gizli Bölme” de yaşadıklarını , duygularını, gelecek için planlarının Kitty’ye yazdığı mektuplarla anlatmaya başlar. Kitty artık onun en yakın arkadaşı, sırdaşıdır. Gizli bölmenin insanları, geçirdikleri iki yıl zarfında kötü koşullar yüzünden zaman zaman kavga etseler de, birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenirler.

Zaman zaman umutsuzluğa kapılsa da özgür günlerin çok yakında geleceğine inanan Anne , öldükten sonra da yaşamak istediğini dile getiriyor. En büyük ideali ilerde büyük bir yazar olmak ve gizlenme günlerini yazmaktı. “Kendi istediğim gibi bir insan olayım başka bir şey istemem. Tanrı elverir de yaşarsam. Annem gibi olmayacağım, kenarda köşede bir insan olmak istemiyorum, bu dünyada gene bu dünya için çalışacağım. Bunun için de her şeyden önce yürekli olmam gerektiğini biliyorum” diyen bu küçük yüreğe kulak vermek isteyenlere tavsiye edilir. Can YÜCEL’in çevirisi de kitaba ayrı bir güzellik katmış bence.

Not: Anne Frank’ın hatıra defterinden bulunan yeni sayfalarla, son baskı biraz daha genişletilmiş. "



Boran gönderdi:

"Ahtapot Kollarindaki Dünya ve Türkiye" 170 sayfa

İktisatçı, Prof. Erol Manisalı

Kıbrıs ve AB konularında uzman kişilik..

Uzmanı olduğu konularda, olayların görünmeyen yanlarını gözler önüne seriyor "Ahtapot kollarındaki Türkiye ve Dünya " da.

Emperyalist "Bati" nin, soğuk savaş sonrasındaki dünyayı paylaşım planlarında izledikleri yol u, Ortadoğu’ya bakışları ve Türkiye planlarını, gümrük birliğini, nasıl, neden, kimlerin çıkarı uğruna gerçekleştirildiğini, Avrupalı emperyalist güçlerin Türkiye yi Anadolu’ya hapsetmek istediklerini daha iyi anlıyoruz.

Kıbrıs’ta tartışılanlar, sadece Kıbrıs’tan ibaret olmadığını, Sevr’i yeniden Türkiye’ye dayatmış olduklarını görüyoruz Erol Manisalı’nın kısa yazılarından oluşan Ahtapot’ta.


idilcan71 gönderdi:


"Türkiye’de ortaöğretimin, özellikle liselerin, 1950’lerle beraber gelip girdiği ve bugün de süren bir çıkmazı şudur: Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat sanat gibi kültürün temel konularında, gençlere –hemen hemen- hiçbir şey verilmiyor; öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez bir takım şeyler tıkıştırılıyor.

Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası.

Egemen sınıfın bir oyunudur bu!

Amaç da ne yapıp edip gençlerin uyanmasını engellemektir.

Bu kitap, işte bu oyunu bozmak için yazıldı. Söyleyeceklerini de, bir “uygarlık tarihi”nin zemininde ve “çağdaş tarih”in çerçevesi içinde söylüyor.

Tek kelimeyle çağını tanıtarak, diyor yazar..

Ben okurken müthiş bir zevk aldım.. Gerçekten pek çok konuda eksikliklerimi bu kitapla tamamladım. Eminim ki size de çok şey katacaktır.

Server TANİLLİ’nin “Uygarlık Tarihi”nden bahsediyorum.. Mutlaka okuyun..

Okuduğum diğer kitapları:
Yaratıcı Aklın Sentezi- Felsefeye Giriş
Dünyayı Değiştiren 10 Yıl

YORUMLAR:

Uygarozan:

Merhabalar,

Hem seni şaşırtayım (!) diye, hem de kitaplar bölümünün ilgi alanına girmesi için kısa da olsa bir şeyler yazayım dedim. Ve yazacak yer olarak Server Tanilli'nin "Uygarlık Tarihi'ni seçtim.

Bu kitabı seçtim çünkü içindekiler dünyayı çağdaş yorumlamak isteyenler için temel bir kaynak niteliğinde. Benim de okumamış olanlara ilk tavsiye edeceğim kitaplardan biri.

Idilcan, sitemizde kitaplar bölümüne ve bu kitabın gündeme gelmesindeki katkın için teşekkür ederim.

Dostlukla...
...............

İdilcan:

merhaba..

senden başka da ilgi gösteren olmadı zaten.. istiyorum ki herkes beğendiği bir iki kitabı tanıtsın ya da benim tanıttığım kitap yorumlarına farklı ya da daha fazla yorum katsın.. ama olmuyor nedense :(
................................

Anonim:

Servet Tanilli trockist olmasina ragmen guzel yapitlari bulunan degerli bir yazardir bahsettiginiz kitabi okumadim ama en kisa zamanda ulasacam
..............

İdilcan:

tüm kitapları dalında parmakla gösterilecek kadar kaliteli.. yaratıcı aklın sentezi-felsefeye giriş- de mutlaka okunması gereken kitaplarından biri..


Turgay gönderdi:

"Okuduğum son kitaplardan biri. "Bilim Kurgu" diyip geçmeyin... Daha önceleri ben de öyle düşünüyordum ama Ursula K. LeGuin'in "Mülksüzler" adlı bilim kurgu romanını okuduktan sonra bu düşüncelerim değişti. O alanda da güzel örnekler oluyormuş diye düşündüm.

Peki bu kitapta beğendiğim şey neydi? Ütopik olarak da olsa başka bir dünyadan yaşam kesitleri sunuyor ve günümüze benzer bir dünya ile kıyaslama yap(tır)ıyor bu kitap.

Kitabın kısa özeti: İki gezegende (biri ay biri dünya) iki farklı yaşam. Birinde sınıfsız topluma benzer bir toplum, diğerinde bugün yaşadığımız dünyaya benzer bir toplum ve ülkeler....

Yukarıda bahsettiğim dünyalar arası yolculuk ve nefes kesen bir macera...

Bambaşka bir dünya örneğini hayal etmek isteyenlere... "Yaşanabilir bir dünya mümkün" diyenleri desteklercesine...

Okumanızı tavsiye ediyorum...


Anonim:

Kitap: Damlada Okyanus

Kitap TanıtımıBu kitap içerdeki Devrimci tutsakların birbirlerine yazdıkları mektuplardan derlenmiş bir yapıt. İçeride kimi zaman zor akrobatik hareketlerle kimi zaman özveriyle yerine ulaşmış mektuplar. Derlenmiş, anı olsun diye...

Bu derleme gene 2000-2002 ölüm orucu surecinde ölen yoldaşımız TUNCAT GÜNEL'e hitap edilmiştir.

Kitabı Şubat Basın Yayın’dan temin edebileceğiniz gibi her hangi bir Alınteri gazetesi dağıtımcısından da isteyebilirsiniz.

Diğer bir kitap: Aforizmalar

Georg Chrıstoph LICHTENBERG'in 1765 ve 1799 arasında aldığı notlardan oluşan bu kitap hala bir çok yönüyle güncelliğini korumakta okumanız dileğiyle.

"Tanrım iyike beni bırakmışsında Ateist olmuşum"

DOST Kitapevi Yayinlari
Georg Chrıstoph LICHTENBERG'ten



ezgi gönderdi:
Sunay AKIN - Bana Yakın

"Nazım HİKMET, Ahmet ARİF, Ataol BEHRAMOĞLU, Yılmaz ODABAŞI... Şiirin dev kalemleri. Büyük bir zevkle okuyoruz hepsini. Ama ayrı bir yeri var bende Sunay AKIN’ın .

Çocukluğumun aşağı mahallesine, ilk gençliğimin mahcubiyetine götürür beni şiirleri. Ve hep İstanbul’u özlerim . Oysa iki günden fazla yaşamadım orda

Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan
uslu bir çocuk gibidir limandaki deniz
oysa sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden
.........

Kar taneciklerinin arasında
Saçak altına sığınmış
Göçmen kuşun
Düşen beyaz tüyünü de görebilmek.
İşte sevmek
............

Ölmesin diye Deniz
bir anlık
ayaklarını tutan idam masasının tahtalarıyla
sana iskeleler yapacağız İstanbul
denize doğru uzanan


En az şiirleri kadar zevkle okuyorum düz yazılarını da. Ay Çöreği ve Deniz Yıldızı, Önce Çocuklar ve Kadınlar..

Kendi kendime keşfettiğim ve o günden beri kendime çok yakın bulduğum bir şair. Seveceğinizi umarım.


idilcan71 gönderdi:


Suç ve Ceza
"Okuduğum ve en çok etkilendiğim kitaplardandır Dostoyevki'nin Suç ve Ceza'sı.. İç hesaplaşmanın yoğun olarak anlatıldığı kitapta işlenen bir suçun cezasının nasıl ödendiği anlatılmaktadır.

Çok kısa ve basit bir tanımlama yapmış oldum ama eminim ki bu kitabı okuyan başka arkadaşlar da vardır ve duygularını benimle paylaşarak kelimelere daha büyük anlamlar katarlar.. görüşmek üzere..

YORUM:

Merhaba...

Degerli yazar, Dostoyevki,nin ilk okudugum kitabi Suc ve Ceza,dir... Raskalnikow,un, planladigi cinayetve sonradan düstügü bunalim, kendi kendine yapmis oldugu ic hesaplasmasi, farkli bir sevdanin anlatilmasi, iki yil önce okudugum kitap oldugundan, tam anlamiyla hatirlamiyorum, fakat bir süre etkisinde kaldigim kitap idi... Herkesin okumasini tavsiye ederim...

Saygilarimla...

SUDEM"


Kistimli gönderdi:

"Aşırılıklar Çağı". Tam adıyla, "Kısa 20. Yüzyıl 1914-1991 Aşırılıklar Çağı".

Kitap Eric Hobsbawm tarafından kaleme alınmış, Türkçesi Yavuz Alogan'a ait ve Sarmal Yayınevi tarafından yayına sunulmuş.

1914'den başlayan ve 1991 yılına, Sovyet tarihinin resmen yıkılışına kadar olan dönemi inceleyen bir yapıt. İnsanlık tarihinin en kısa ve en kanlı "Yüzyılı". Henüz başlarında bulunduğumuz çağımızı daha iyi anlayabilmemiz için; onun içinden geldiği bir önceki çağı anlamamıza yardımcı olabilecek bir kitap.

Özellikle tavsiye etmek istediğimi belirtmek isterim."



uygarozan gönderdi:

Jack London'dan güzel bir kitap...
"Demir Ökçe, ilk yayınlandığı 1906 yılından bu yana elden düşmeyen bir edebiyat başyapıtıdır. Ezilenlerin sömürenlere karşı verdiği mücadeleyi büyük bir başarıyla işleyen bu öncü eser, yüz yıl boyunca ilerici kuşaklar için bir eğitim kitabı olmuş, ezilenleri konu alan yazarlara esin vermiştir.

Demir Ökçe, ‘demokrasi’ gibi gösterilmek istenen Amerikan sisteminin adaletsizliğini, zalimliğini çarpıcı bir şekilde açığa çıkarır. Oligarşinin politikalarının nerelere varabileceğini büyük bir öngörüyle sergiler. Eserin, büyük edebiyatçılarımızdan Sabahattin Ali’nin başlayıp dil ustası Emin Türk Eliçin’in tamamladığı Türkçedeki ilk çevirisini sunuyoruz.''

Yukarıdaki alıntı Evrensel Basım Yayın'dan. Bu kitabı tüm kitap severlere tavsiye ederim. Ben okurken aldığım zevki, kitabı okuyacak olanların da alacağına inanıyorum..."