Fıkralar - 002

DOLAPTA

Kadının biri evindeki dolaptan şikayetçiymiş. Çünkü yoldan otobus geçince ses çıkartıyormuş. Dolabını yaptırmak için kocasına söylemeden bir tamirci çağırmış. Tamirci eve gelmiş ve dolabın neresinden ses çıktığını anlamak için dolabin icine girmiş ve otobüsün geçmesini beklemiş. Tamirci dolaptayken eve kadının kocası girmiş ve dolaptan bir şey almak icin dolabı acmış. Bakmış içerde bir adam.
"Burada ne işin var?" diye sorunca adam yanıtlamış:
"Valla abi otobus bekliyorum desem inanmazsın...."

=============

TANRI NEREDE?

Bir kasabada, son derece haylaz iki çocuk varmış. Evlerin pencere camlarını kırmak, arabaların lastiğini patlatmak, çizmek özetle akla gelebilecek her türlü yaramazlığı yaparlarmış. Komşular da sık sık gelip, babalarına şikayet edermiş.

Baba bir gün dayanamamış, çocukları kasabanın rahibine götürüp, yardımını istemiş. O da "Sen git ben onlarla konuşurum" demiş. Ardından, dışarıda bekleyen çocuklardan büyük olanı yanına çağırıp, sormuş "Söyle bakalım, Tanrı nerede?" ses yok. Bir daha sormuş, yine ses yok. Rahip dayanamamış ve kızgın bir şekilde "Evladım, sana soruyorum. Tanrı nerede?" diye bağırmış.

Çocuk, korkmuş ve ani bir hareketle açık kapıdan fırlamış. Dışarıda bekleyen kardeşini de yanına alarak, koşa koşa eve gelmişler. Odalarına çıkıp, kapıyı da arkadan kilitlediğinde, kardeşi sormuş; "Ne oldu?"Abisi, nefes nefese yanıt vermiş; "Sorma, bu kez olay ciddi. Tanrı kaybolmuş, bizden biliyorlar!.."

==============

Polis Oluyor...

polisin biri bir gün kumsalda gezerken kumla garip şekillar yapan çocuk görmüş. yanına gitmiş, çocuğa:

-çocuğum sen ne yapıyorsun??
-polis yapıyorum
-nasıl yapıosun?
-kum katıyorum, su katıyorum, b.. katıyorum polis oluyor
-ne bok katıyosun haaa! al sana

çocuğu güzel bi dövmüş. ertesi gün gelmiş çocuk gene orda

-çocuğum sen ne yapıyorsun??
-polis yapıyorum
-nasıl yapıosun?
-kum katıyorum, su katıyorum, b.. katıyorum polis oluyor
-ne bok katıyosun haaa! al sana

ertesi gün gelmiş bakmış çocuk gene orda

-çocuğum sen ne yapıyorsun??
-asker yapıyorum
-nasıl yapıyosun?
-kum katıyorum, su katıyorum asker oluyo
-b.. katmıyomusun?
-yoooo! b.. katınca polis oluyo!!!

=================

Erzurum’dan Çıktım Yola

Zamanın birinde, bir grup insan Erzurum’dan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van’a gelmişler.
Van’ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler.
O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum’dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler.
Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler.
Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama.
Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.
Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya:

- Erzurum’dan çıktım yola Van’da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber…

Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında:

- Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mı yanlış kıldırıyor? Bunu gidip müftüye soralım.

Sayın müftü meşhur Of’lu...
Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek:

- Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir.
Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır.
Tabi ki sayın müftü de camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar.

Birinci rekat:

- Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber… der hoca.

Arkadan “öhö.. öhö!..” şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.
İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar:

- Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana… Allahuekber…

Namaz bitince köylü Müftüye dönerek “İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı:

- Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti.. 

=================

Program Düzgün Çalışmiir

Erzurum’un bilgisayarla yeni tanıştığı günlerde bir işyeri bilgisayar ve stok programı satın almıştır. Servis elemanı işyerine bilgisayarı kurduktan sonra stok programının nasıl kullanılacağını anlatarak ayrılır.

Aradan birkaç saat geçer, işyerinden telefon gelir:
- Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir.

Teknik servis elemanı sorar:
- Nasıl yapıyorsunuz?
- Senin anlattıgın kimi.
- Peki hata ne?
- Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir.
- Nasıl yaptığınızı adım adım anlatır mısınız?.
- Tamam der ve anlatmaya başlar…
- Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:

Kaydetmek ister misiniz? E / H

yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee…

=================

DAYAMİŞLAR MATEMATİĞU, AYUPTURR!!!

Trabzonlu Temel Ağa’nın sevgili torunu Eda’ya verilen ödevle başı derttedir…
Eskişehir’e göç eden arkadaşı Niyazi’ye başına gelenleri yazar:
Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep baga açar.

Dedi ki;
- “Ha bunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek.”

Dedum ki;
“Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdi oni çözeruk.”

Ne mümkün Niyazi kardaşum:
Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Oğraştum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.

Diyrum oğa ki, ” damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralım, belki o bilebilur. Yahut da sabah olsun ben uşaği şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur.”

Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemiş ki… Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum’dan Sivas’a gittiydum.

Neysa kardaşum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gösteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.

Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacaği saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa otobosun ineceği zamani..

Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamişlar matamatiğu. Ayuptur…

==========================

Bana Bir Viski, Buna da Bir Tas Su

Oldukça yakışıklı ve cüsseli kısaca her hali ile dört dörtlük bir adam bardan içeri girer.

Yanında da bir devekuşu vardır. Birlikte bara yaklaşırlar. Kadınlar adama hayran kalırlar.

Adam barmene seslenir;
- Bana bir viski. Devekuşunu gösterek
- Buna da bir tas su. Der ve içtikce içerler. Sonra adam:
- Hesap der.
Barmen :
- 26$ 48 cent der.
Adam elini cebine atar. Cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır çıkar.
Barmen sayar, tamı tamına 26$ 48 cent.
Adam ve devekuşu ikinci gün yine gelirler içerler.
- Hesap! der.
Barmen
- 32$ 28 cent der.
Adam elini cebine atar butün parayı bırakır çıkarlar.
Barmen sayar 32$ 28cent tamamdır.
Barmen şaşkın olayın sırrını çözmeye çalışır ama nafile.

Üçüncü gün, dördüncü gün adam ve devekuşu geliyor gece geç saatlere kadar içiyorlar hesap ne kadar olursa olsun adam elini cebine atıp, bütün parayı bırakıyor, barmen sayıyor hesap tamam. Ne 1 cent eksik ne fazla. Barmen kafayı yemek üzere dayanamaz ve adama bu işin sırrını sorar.

Adam anlatır;
- Bir gün yolda Alaaddin’in Sihirli Lambası’nı buldum. Oğuşturdum, içinden cin çıktı ve bana üç dilek dilememi söyledi. Ben de diledim…
- 1 Çok yakışıklı ve kadınların hayran olduğu bir tipim olsun.
- 2 Her yerde ve her zaman ne kadar paraya ihtiyacım olursa olsun elimi cebime attığımda o kadar para hazır olsun.

Barmen paranın sırrını öğrenip rahatlamıştır. Sonra devekuşunu göstererek sorar;
- Peki bu nedir bu?
Adam cevap verir,
- Haaa o mu?
- Üçüncü dileğimdir o der..
- Beni hiç yalnız bırakmayacak uzun bacaklı bir piliç istemiştim, şerefsiz cin yanlış anladı…

============================

Senin Ne İşin Var Tımarhanede?

Arabanın lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum…
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir….
- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil…!

============

Ayna

Tarihte ilk kez Erzurum’a ayna gitmiş.
Adamın biri aynayı görüp eline almış.
Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
Adam:
- “Ey gidi gardaşımm. Seni bi daha görmek nasipte varmış!”
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine. Karısı bakmış adam bi şeye sarılıp uyuyor.
Aynaya bakmış bir kadın.
“Allah belanızı vireee, bu karı da kim. Bi boka da benzese” diyerek feryat figan evden çıkar, kadı efendiye gider.
Kadın:
- “Kadı efendi adam beni bu çirkin karıyla aldattı.”
Kadı aynaya bakar ve şöyle der:
- “Yav bu karıdan çok kavata benziir”

============

Mafya Babası

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu.

Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu.

Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
- Para nerede?
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum.
Tercüman tercüme etti:
- Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş.
Baba 38′liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:
- Şimdi sor bakalım, para nerede.
Tercüman işaretle sordu:
- Para nerede?
Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var.
- Ne söyledi? dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek içinde de biraz g..t istermiş.

===============

Saatler Geri Alınacak

Temel saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki tüm saatleri toplayıp saatçiye gider.

- La uşşuğum, saatler geri alunacağmuş.
Biz de saatleri senden satin alduğumuza göre sana getirduk.
Ha şimdi punlari geri alacaksun
Uyanık saatçi kendinden emin:
- Dediğunu pen da duydum.
Ancak, sadece 1 saat geri alinacakmuş.
Bir tanesini alirum, gerisine karişmam.

=========

Kizum Bakar musun?

Trabzon’dan İstanbul’a gelen yaşlı Fadime nine belediye otobüsüne binmiş. Erkeklerin saçlarını uzatıp bir de kulaklarına küpe taktığını bilmediğinden, yanında dikilen kulağı küpeli, uzun saçlı delikanlıya:
-Kizum bakar musun, Bostancıya geldik mu? diye sormuş.
Bu duruma hem bozulan hem de kızan delikanlı:
-Kız, mız değilim ben. diye cevap vermiş.
Fadime nine de üzüntülü bir ifadeyle cevap vermiş:
-Vah yavruuum; genç yaşta dul mi kaldun?

==================

Temel, Ay ve Güneş

Temel’e sormuşlar
“Ay mı daha faydalıdır insanlık için yoksa güneş mi?”
Temel, tabi ki ay demiş çünkü…
Güneş gündüz çıkıyor ay ise geceleyin çıkıp hiç olmazsa biraz aydınlık veriyor.

==============================

Cennet – Cehennem Ligi

Bir devrin tüm en klas futbolculari cennette toplanmışlar. Cennetin baş meleği de futbola çok meraklıymış.
Şeytanı çağırtmış ve:
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş ve:
-Ama bütün hakemler de bizde.